30. TÜRKİYE FELSEFE OLİMPİYADI SORULARI / 7 ARALIK 2025 PAZAR

Türkiye Felsefe Kurumu’nun düzenlediği 30. Türkiye Felsefe Olimpiyatı, 536 lise öğrencisinin başvurusu ile aralığın ilk pazarı olan bugün (7 Aralık 2025) çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. 12 bölge işbirliği ile gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, 10.00-13.00 saatleri arasında, aşağıdaki üç alıntıdan birini seçerek alıntıda işaret edilen problemi sorgulayan birer felsefi deneme yazısı yazdılar. Katılan tüm liseli gençlerimize, onları yetiştiren Felsefe öğretmenlerine, destekleyen okul idarecilerine ve istekle, titizlikle etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür eder, tüm katılan öğrencilere başarılar dileriz.

TFO30 Yürütme Grubu

TÜRKİYE FELSEFE KURUMU 

30. TÜRKİYE FELSEFE OLİMPİYADI SORULARI

7 ARALIK 2025 PAZAR

  1. “Neden kara cahil diyoruz da, siyah cahil demiyoruz? (-) Kelimelerin çokluğu zenginliktir, ama ama bir şartla: Fransızların nuance dedikleri ‘ince ayrılıklar olursa… Siyah ekmek ile kara ekmekten başka bir şey anlatıyorsa, o zaman zenginliktir. Yoksa karışıklıktır. Bu çeşit zorluğu Fransızlar da yaşadıkları için, dillerini düzeltirken ilk işleri böyle eş kelimeleri temizlemek olmuştur. Bir dilde yabancı kelimelerin şansı yeni kavramlar getirmelerine dayanır.”

Suat Yakup Baydur, Dil ve Kültür, Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayın Ajansı AŞ.

1999,s.99

  1. “Ruhunu nasıl terbiye edeceğini bilemeyen kişi, aklına estiği gibi davranarak hayatını sürdüreceğine, ruhunu huzura erdirsin ve hiç yaşamasın daha iyi. Ama illa ki yaşaması gerekiyorsa o zaman böyle birinin özgür insan olarak değil de (…) aklının dümenini bir başkasına insanları idare etme sanatını bilen birine emanet ederek yaşaması daha hayırlıdır.” 408b  “Sokrates bana kalırsa sen, erdem yolunda henüz yüreklendirilmemiş biri için paha biçilmemiş bir cevhersin, ama yüreklendirilmiş biri için erdemin nihai amacına erişip de mutlu olmak konusunda adeta bir ayak bağısın.” 410e

Platon, Kleitophon, Çev. Eyüp Çorakli- Cini Vilken Çoraklı, Alfa Yayınları

2021, s-23,35

  1. “Cehennem artık dini bir inanç ya da fantezi değil: evler, taşlar ve ağaçlar kadar gerçek bir şey. Belli ki kimse içinde yaşadığımız zamanın yeni bir insan türü yaratmış olduğunu bilmek istemiyor: Düşmanları tarafından toplama kamplarına ve arkadaşları tarafından temerküz kamplarına konulanlar.”

Hannah Arendt, Kaynak: “We Refugees”, (Biz Mülteciler, Çey Erdem Üngür) The Menorah Journal, 1943; Altogether Elsewhere: Writers on Exile, yay. baz.

Mars Bobinson, Boston: Faber

 

Yorum Yaz