21. yüzyılda nasıl bir eğitim? | ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni-2024’ üzerine / Mustafa GÜNAY 

13.05.2024

Mustafa GÜNAY 

‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni-2024’ açıklandı.  Açıklanan ders programlarının temel dayanaklarını oluşturan “ortak metin” tartışılması gereken birçok sorunlar, çelişkiler ve soru işaretleri içermektedir.

Seçilen, kullanılan kavramlar-sözcükler de ulusal-toplumsal gerçeklikle ve ihtiyaçlarla bağıntılı olmaktan çok ideolojik bir anlayışın ifadeleri olarak dikkat çekmektedir. Daha adından başlayarak tartışılması gereken şeyler o kadar çok ki…

Ne demek maarif modeli? Eğitim modeli demek neden uygun gelmiyor? Hazırlanan ve açıklanan metin, toplumsal ve kültürel gelişmeye kapalı, demokratik çoğulculuğa karşı, temel insan haklarını ve özgürlüklerini gözetmeyen, bilimsel anlayış ve birikimden uzak görünmektedir.

Uygarlık, insan, toplum, değerler anlayışı bakımından sorunlu bir metinle karşı karşıyayız. Bu bağlamda programda ileri süregelen görüşler ve iddialar ile geçen çeyrek yüzyıldaki uygulamaları da karşılaştırmak yerinde olur. Ziya Paşa’nın dediği gibi: “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.”

“Medeniyetimiz” denilirken ve “köklerden geleceğe” yönelik vurgular ve gönderimler yapılırken, bu bağlamda uygarlık ve insanlık tarihine ve kültür tarihimize,  geçmişe yönelik dar bir yaklaşım ve kör bir bakışla karşılaşıyoruz. Medeniyeti yalnızca İslamiyet’le ve onun belli bir yorumuyla/geleneğiyle sınırlı biçimde düşünmenin belirtileri ve yansımaları program metninde sıkça yer almaktadır.

Ortak program metninde aşırı bir ahlak vurgusu bulunmaktadır. Hangi gerekçelerle olursa olsun bu kadar yoğun bir ahlak söylemi düşündürücüdür.  Kişiyi, insanı özgürleştirmeyi ve insan olarak olanaklarını ortaya çıkarmayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir zihniyet söz konusu değil. 2023 Eğitim Vizyon Belgesinde de gördüğümüz gibi, insanın bütünlüğünden söz edilmekle birlikte söz konusu bütünlük yalnızca sözde kalmaktadır.[1] Aynı şekilde ontololojik ve epistemolojik bütünlük, aksiyolojik olgunluk gibi kavramlar da retorikten öteye geçememektedir. Bu bağlamda metinde sorumluluk, liyakat gibi birçok değerden söz edilmekle birlikte programın ortak metninde gösterişli cümlelerin ve parıldayan retoriğin ardında nasıl bir düşünce temeli olduğunu irdelediğimizde büyük bir boşluk ve belirsizlik dikkat çeker.

Bu noktada “maarif” adıyla açıklanan programın çok yönlü bir eleştirisini yapmak ve Cumhuriyetin değerleri temelinde yaşadığımız dönemde çağdaş bir yaşamın gerekli kıldığı bir eğitim modelini oluşturmak durumundayız. Böyle bir çabanın de hiç şüphesiz öncelikle akıl, felsefe, bilim ve sanat temelinde yapılması uygun olacaktır. Akla, bilime ve felsefeye dayanmayan, eğitimbilimsel/pedagojik ihtiyaçlar ve beklentilerle değil dinsel amaçlar ve belirlemelerle hazırlandığı görülen bu programın uygulanmaya başlanması hiçbir eğitim sorununa çözüm getirmeyecek ve hatta yeni sorunların ortaya çıkmasına ve büyümesine de zemin hazırlayacaktır.

Bu noktada söz konusu ortak program metninde nasıl bir insan yetiştirilmek ve nasıl bir toplum oluşturulmak isteniyor sorusu önemlidir. Metne baktığımızda; Nasıl bir insan nasıl bir toplum sorusuna “2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni”ndeki cevap; “huzurlu insan ve toplum” olarak açıklanmaktadır.

Huzurlu insan ve toplum inşa etme özlemlerini söz konusu metinde dile getirenler niçin “psikoloji” gibi bir derse yer vermezler? Psikoloji ve insan ilişkileri konulu seçmeli derslere yer verilmesi de uygun olacaktır.

Din eksenli-temelli eğitim çağdaş bir toplumun ve dünyanın beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Dinsel içerikli derslerin ağırlığı ve sayısı azaltılmalıdır. Din kültürü ile ahlak konuları birbirinden ayrılmalıdır. Uygarlık tarihi içinde dinleri ve inançları ele alan bir derse yer verilebilir. Ahlak-etik konusunda dinden bağımsız bir ders ve etik konulu kavram değer ve sorunlara insan haklarıyla da bağıntılı olarak yer verilebilir. Öğrencilerin ilgi alanlarına, eğilim ve yeteneklerine yönelik olarak seçmeli ders çeşitliliği arttırılmalı ve bu bağlamda kesinlikle din içerikli derslerin dayatılması uygulamasından vazgeçilmelidir.

Atatürk ve Cumhuriyet Devrimlerini içeren dersin içeriğinin boşaltılması da uygun değildir. 15 Temmuz gibi henüz ya da hala aydınlatılmayan bir olayın ders konusu haline getirilmesi eğitimbilimsel açıdan kabul edilemez.

Daha önceki programlarda olduğu gibi sosyoloji, psikoloji derslerinin zorunlu dersler arasında yer alması gerekir. Mantık konularının yalnızca felsefe dersi içinde yer alması yeterli midir? Bunun da tartışılması ve eskiden olduğu bir mantık dersine yer verilmesi uygun olabilir.

Söz konusu program ile her geçen gün artan ve derinleşen eğitim sorunlarının çözülmesi ve çağdaş dünyanın gerektirdiği insanların yetiştirilmesi ve çağdaş bir toplum olma imkanı yoktur. Ortak program metninin laik Cumhuriyetin gelecek kuşaklarını eğitecek ve çağdaş dünyanın bir insanı olarak yetiştirebilecek bir bakış açısına ve yaklaşıma dayanmadığı söylenebilir.

  1. yüzyılda nasıl bir eğitim sorusu, günümüzde tartışılması ve cevap aranması gereken soruların başında gelmektedir. Eğitim programında Cumhuriyetin değerleri ve amaçları temele alınmalıdır. Tartışmalar ve eleştirilerin söz konusu program ve bundan sonra hazırlanacak başka programlar için de yol gösterici olması umuduyla…

[1] Söz konusu vizyon belgesiyle ilgili yazı şu kitabımda yer almaktadır: Eğitimin Felsefesi Felsefenin Eğitimi, Sentez Yayıncılık, 2022.

Kaynak: BİRGÜN

 

Yorum Yaz