AKP, MEB ve okullar: Eğitimsizlik, eşitsizlik, özgürlüksüzlük / Adnan GÜMÜŞ

Adnan GÜMÜŞ – 30 Ağustos 2019 04:26

 

“Bundan 200 yıl kadar önce, Hegel Çin’den söz ederken “Eşittirler ama özgür değildirler” diyor. Çin ve Uzakdoğu en azından bizim kadar eşitsiz değil, okul başarıları da son yıllarda çok toparlanmış, PISA göstergelerine göre oldukça iyi, mevcut dünya ortalamalarında en üst sırada.” 

YA OSMANLI VE TÜRKİYE? HELE DE AKP TÜRKİYE’SİNİN DURUMU NEDİR?

Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başlayacak. Ailelerin de toplumun da beklentisi çocuklarımız bilgili görgülü yetişsin, matematikten de, fizik kimya biyolojiden de, tarihten, coğrafyadan, sosyolojiden, psikolojiden, felsefeden, sanattan da anlasın, hem beden hem kafaları sağlıklı olsun, ufukları açık gelecekleri olsun.

Yani kısaca bedensel-fiziki, psikoseksüel, zihinsel-bilişsel ve moral-sosyal-bilinçsel gelişimleri yerli yerinde olsun. Anlakları akılları üst düzeyde çalışan, adil-eşitlikçi, özgür, yaratıcı, iyi güzel pırıl pırıl insanlar olsunlar.

Yetişkinliklerinde işleri, aşları, aşkları, sağlıkları yerinde olsun. Düşünür bilimci sanatçı duyarlı kişiler olsunlar.

Bu beklenti ve dilekler hem çok naif hem de çok anlaşılır.

Ancak yapılan ve gerçekleşen bu beklenti ve taleplerin tersi yönde. Okullarımızdan büyük oranda eğitimsiz-cahil, adaletsiz-bencil-çıkarcı-eşitsiz, bağımlı-kimliksiz-kişiliksiz-yalaka-yalancı-riyakar, dostluk-arkadaşlıktan yoksun, birbirine garez-kindar, anlakları-zihinleri-bilinçleri-duyarlılıkları daha da körleştirilmiş… nesiller mezun ediyoruz.

Ortada kocaman bir mesele var. Eğitim büyük oranda yapmaması gerekenleri yapıyor, üretmemesi gerekenleri üretiyor.

Okullarımız eğitimi gereği gibi yapmadığı gibi tam tersine cehaleti, eşitsizlikleri, özgürlüksüzlükleri-bağımlılıkları sürdürüyor, yeniden üretiyor, artırıyor, derinleştiriyor.

Aşağıda MEB’in 2018 faaliyet raporuna dayalı olarak hem nitelik hem de nicelikte okullardaki, eğitim öğretimdeki sorun yumağından birkaç noktaya değinilecektir.

NİCEL GÖSTERGELER: NET OKULLAŞMA HEDEFLERİNE ULAŞILAMIYOR

5-17 yaş, hatta 3-17 yaş net okullaşma hedefi yüzde 100 olmak durumunda. MEB’in soncul hedefleri de bu yönde. Ancak bu hedeflere ulaşmaktan uzak bulunuluyor.

2018’de net okullaşma oranı ilkokulda (6-9 yaş) yüzde 98.35, ortaokulda (10-13 yaş) yüzde 98.62, ortaöğretimde (14-17 yaş) yüzde 87.64 olarak gerçekleşmiş bulunuyor.

Yani ilköğretimde binlerce, lise çağında 100 binlerce çocuk veya genç okula gitmiyor.

Okul öncesinde bu olumsuz sayı ve oranlar daha da artıyor.

2017 için 3-5 yaş grubu net okullaşma oranı yüzde 38.52 idi. 5 yaş için net okullaşma oranı ise yüzde 66.88 idi. 2018 rakamlarının neden verilmediği bilinmiyor. Bir olasılık bir önceki yıldan daha da düşük olabilir.

Bütün araştırmalar gösteriyor ki, okul öncesi okullaşma daha sonraki başarının önemli bir anahtarını oluşturuyor. Türkiye henüz kendi koyduğu hedeflerden bile uzak bulunuyor.

DEVAMSIZLIK BÜYÜK SORUN, ORTAÖĞRETİMDE YÜZDE 40’LARIN ÜSTÜNDE

Devamsızlık durumu dikkate alındığında net okullaşma oranları çok daha sorunlu hale geliyor (Okula kayıtlı olmanın bir anlamı kalmıyor). İlkokulda (6-9 yaş grubunda) bile öğrencilerin yüzde 5.67’si yılda 20 gün üzeri devamsızlık yapmış bulunuyor. Ortaokul ve imam hatip ortaokulunda bu devamsızlık oranları yüzde 9.98’e yüzde 8.86.

Ortaöğretime gelince durum tam bir sosyal felakete dönüşüyor. Yılda 20 günden fazla devamsızlık mesleki ve teknik ortaöğretimde yüzde 44 Anadolu imam hatip liselerinde yüzde 36. Genel ortaöğretim devamsızlık oranları ise hiç verilmemiş bulunuyor ki, YKS-LYS hazırlık vb. mazeretlerle öğrenciler okuldan büyük oranda kaçıyor, okulla öğrenci birbirine yabancılaşmış bulunuyor.

SOSYAL EŞİTSİZLİKLER VE OKULLARIN NİTELİK SORUNU DEVAMSIZLIKLARIN ANA SEBEBİ

MEB’in hem okullaşma oranlarını yükseltmek hem de devamsızlığı azaltmak konusunda ne tür tedbirler aldığı, daha doğrusu bir tedbir alıp alamadığı konusunda bir bilgiye sahip değiliz.

Ama devamsızlıkla ilgili en önemli sebep, MEB’in yaptığı kısmi analizlerde bile sosyoekonomik göstergelere bağlanıyor. Fakirlik arttıkça, mevsimlik göçebe tarım ırgatlıkları arttıkça meslek liseleri ve imam hatip oranı yükseliyor, devamsızlık artıyor.

Fakirler okullardan da umudu kestikleri için hem başarıları düşüyor hem de devamsızlıkları artıyor.

Okullar maalesef fakirliği azaltmıyor, hangi okulun diplomasının taşındığı, diploma sahibi olunup olunmadığı üzerinden daha da perçinliyor.

Yani okulun niteliği de devamsızlıkta önemli bir paya (etkiye) sahip. Aile ve çocukların okuldaki eğitimden umutları yoksa okula hiç kaydolmuyor veya devam etmiyor.

KIRKTA BİR (1/40): BİLİMSEL EĞİTİMDEN UZAKLAŞILMIŞ VE BAŞARISIZLIK GENEL HAL ALMIŞ DURUMDA

1970’lere kadar eğitimin niteliği fena değildi, ancak özgürlükçü ve yaratıcı eğitim yine de sorundu. 1970’lerden bu yana hem bilgi hem de okul ortamı çok daha sorunlu hale gelmiş bulunuyor.

Gerek PISA ve LYS, gerekse YKS-LYS sınavları gösteriyor ki yüzde 2.5 kadar bir çağ nüfusu, çocuklarımızın 40’ta biri üst başarıya, uluslararası asgarilere, okuduğunu anlayabilecek, analiz yapabilecek bir düzeye ulaşabiliyor. Gerisi dökülüyor.

Okulların, eğitimin başarısızlığı okul sorunlarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bundan da aileler değil öncelikle MEB, hükümet, Başkanlık sorumlu bulunuyor.

Okuldan bir umut olsa okula ilgi, devam, başarı düzeyleri de artacak. Hem çocuklara hem de tüm dünya, ülke ve topluma bir yararı olacak.

SPOR SANAT BİLİM KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ, OKUNAN KİTAP SAYISI VE OKUL BAŞARI EN DÜŞÜK OKULLAR İMAM HATİPLER

Sanat, bilim, kültür ve spor alanlarından birinde en az bir faaliyete katılan öğrenci oranı ilkokul, genel ortaokul ve genel ortaöğretimde yüzde 80-85 iken bu oran imam hatip ortaokullarında yüzde 55, imam hatip liselerinde yüzde 64 bulunuyor.

Yani yaklaşık her iki imam hatipliden biri tüm bir yıl boyunca tek bir bilim, sanat, spor, kültür, bilim etkinliğinde bulunmuyor.

Okul başarısının en düşük olduğu okulları da imam hatip liseleri oluşturuyor (yüzde 66).

Öğrenci başına kitap okuma sayısı imam hatip liselerinde yılda 4.62, mesleki teknik liselerde 3.50.

DİNCİLİK, GELENEKÇİLİK, İMAM HATİPÇİLİK VE CİNSİYETÇİLİK (SEKSİZM) YAYGINLAŞIYOR: BOLU, KIRŞEHİR, SİİRT YÜZDE 30’U GEÇİYOR, İSTANBUL YÜZDE 21.

Dincilik din dersleri (Her sınıfta zorunlu ve seçmeli olmak üzere 10’larca ders), imam hatipler (Toplam öğrenci sayıları ortaokul ve lise düzeyinde 1 milyon 600 binleri buldu) ve ilahiyatçı okul yönetimleri üzerinden çok yaygınlaşmış bulunuyor. Değerler altında da tümden dincilik ve gelenekçilik dayatılıyor. Cinsiyetçilik de her ikisinin bileşenini ve pratiğini oluşturuyor.

Karma eğitimden giderek uzaklaşılıyor. Daha önce yazmıştım. Merkezi yerleştirme puanı ile öğrenci alan okullarda Türkiye genelinde tek cinsli (cinsiyetçi, seksist) okul oranı yüzde 15’lere çıkarılmış bulunuyor.

AKP, Diyanet, MEB öyle bir anlayışta ki, hemen her tür ırkçılığın kökünü oluşturan, otoriter eğilimlerin köklerini oluşturan seksist anlayışı sanki kendi varlık sebebi sayıyorlar.

Merkezi yerleştirme puanı ile yerleştirilen tek cinsli okul (öğrenci) oranı Bolu’da yüzde 36 olup Bolu’yu Siirt, Kırşehir, Kütahya, Bayburt, Kırıkkale, Isparta, Muş, Karaman, Bingöl, Aksaray gibi iller izliyor.

Okul içi tek cinsli sınıf uygulamaları dahil edilirse bu oran çok daha yüksek bir düzeye çıkıyor.

AİLE VE OKUL FARKI: AİLE EĞİTMİYORSA, EVDE VE OKULDA KÜTÜPHANE YOKSA BAŞARI DÜŞÜYOR

MEB’in ABİDE raporları da gösteriyor ki, varlıklı kesimler, en azından anne babası üniversite mezunları olanlar kendi başlarının çarelerine bakıyorlar, bu ailelerin çocukları hem okula devam ediyor hem de başarı düzeyleri 100 puan kadar daha yüksek bulunuyor. Evde kitaplık, sınıfta kitaplık, okulda kütüphanesi iyi olanlar daha başarılı bulunuyor.

Ancak bu çocuk ve gençlerin de zihinsel ve moral-bilinçsel gelişimleri sınav puanı kadar iyi durumda değil.

EŞİTSİZLİK VE ÖZGÜRSÜZLÜKTEN KAÇIŞ: DEVAMSIZLIK, AÇIK ÖĞRETİM, ÖZEL OKULLAR

Devamsızlıkların yanı sıra açık öğretim liselerinin payı da her geçen gün artıyor. Açık öğretim liseleri de okuldan kaçışın bir başka formu haline gelmiş bulunuyor.

MEB faaliyet raporundan: “2017- 2018 eğitim öğretim yılında açılan 2 bin 170 yeni okul ile birlikte okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademesinde toplam 11 bin 382 özel okul Bakanlığımıza bağlı olarak eğitim faaliyeti yürütmektedir. Özel öğretimin payının artırılması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde özel okul öncesi eğitim kurumlarında 147 bin 765, özel ilkokullarda 303 bin 868, özel ortaokullarda 335 bin 953 ve özel ortaöğretim kurumlarında 563 bin 112, toplamda tüm eğitim kademelerinde özel okullarda 1 milyon 350 bin 528 öğrenci bulunmaktadır.”

Ortaöğretimde özelin payı yüzde 13’lere çıkmıştır.

MEB okul öncesi başta olmak üzere tüm özelleştirmelerin daha da artırılacağını ifade etmektedir.

İMAM HATİBE “BAŞARISIZLIK” MODELLİĞİ, TÜCCARLARA PATRONLUK, ÖZELE “ABİLİK” ROLÜ: MEB KENDİ OKULLARINDAN UMUDU KESMİŞ DURUMDA

MEB’in strateji raporunda devamsızlıkta ve başarısızlıkta zirve yapan imam hatipler diğer ülkelere de model gösteriliyor. Dahası sürekli özelleştirme hedef koyuluyor. Bunlar da yetmezmiş gibi özel okullara resmi okullara ağabeylik (modellik) yapma projeleri de geliştirilmiş bulunuyor.

Meslek liseleri tüccarlara havale ediliyor, üstelik ciddi bir devlet katkısı da yapılarak.

Yurtları vb. burada değerlendirecek alanımız yok.

Özetle MEB, MEB’ten, yani kendi resmi okullarından umudu kesmiş, ideolojik olarak Diyanete-tarikatlara, içerik olarak piyasaya-tüccarlara teslim olmuş bulunuyor.

İslami kapitalizm mi kapitalist İslamcılık mı denmesi doğru olur, onu bilemiyorum.

FELSEFECİLER DERNEĞİNDEN OKUL TÜRÜ, PROGRAM VE ALAN KARGAŞASINI GİDERECEK MODEL ÖNERİSİ

Burada uzun değerlendirme yapma imkanı yok. Ancak Felsefeciler Derneğinin ortaöğretim için önerdiği 116 saat zorunlu 44 saat özgüllükleri dikkate alan ortaöğretim çekirdek model önerisi dikkate alınması gereken bir çalışmayı oluşturuyor.

Felsefeciler Derneği, kariyer odaklı değil “temel alanlar ve temel beceriler” anlayışına dayalı 16 saat Dil 1 (Türk dili ve edebiyatı), 16 saat dil 2 (çeşitli diller, dünya kültür ve edebiyatı), 16 saat matematik, 24 saat fen bilimleri (FKB), 24 saat sosyal bilimler ve felsefe (tarih, coğrafya, psikoloji, sosyoloji, felsefe), 4 saat bilgi kuramı ve mantık, 16 saat sanat, spor ve teknoloji olmak üzere 116 saatlik zorunlu çekirdek programın tüm lise türlerinde uygulanabileceği, geriye kalan 44 saatte de her lise veya meslek lisesinin kendi özgül/özgün program ve etkinliklerini sürdürebileceği bir ortak çerçeve model geliştirmiş bulunuyor.

Ders sayılarının azaltılabilmesi için de yıllık değil dönemlik ders programı öneriyor.

Böylece hem alan ağırlıkları hem de lise türleri arasındaki karmaşa giderilebilir, nitelikli bilimsel yaratıcı kalıcı bir eğitim çerçevesi sağlanabilir (ayrıntılar için Felsefeciler Derneği web sayfasına bakınız).

Hem nitelikli hem eşitlikçi hem de özgürlükçü bir eğitim öğretim yılı dileğiyle. Bu dileklerin gerçekleşebilmesi için neler yapılması ve hangi kararlılıkların gösterilmesi gerektiği üzerine yoğunlaşmak dileğiyle. Sadece söz veya teori yetmez, değiştirebilmek dileğiyle.

Bugün 30 Ağustos. Eğitim, bilim, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve insan haklarında da zaferlere ulaşmak dileğiyle.

https://www.evrensel.net/yazi/84639/akp-meb-ve-okullar-egitimsizlik-esitsizlik-ozgurluksuzluk

Yorum Yaz